سُورَةُ القيامةمَكِّيَّة ۝ ٤٠ آيَة

75. Kıyâmet Suresi (The Resurrection) · 40 ayet · Mekkî

🕮 Sayfa görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ القيامةمَكِّيَّة ۝ ٤٠ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

hayırNayand içerimI sweargününeby (the) Daykıyamet(of) the Resurrection
🇹🇷 75:1 Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe.
yine hayırAnd nayand içerimI swearnefseby the souldaima kendini kınayanself-accusing
🇹🇷 75:2 Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.
-mı sanıyor?Does thinkinsan[the] manbir araya toplamayacağımızıthat nottoplayacağızWe will assemblekendisinin kemiklerinihis bones
🇹🇷 75:3 İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?
evetNaygücümüz yeter(We are) AbledüzenlemeğeonşuthatdüzeltebilirizWe can restoreonun parmak uçlarnıhis fingertips
🇹🇷 75:4 Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.
fakatNayisterDesiresinsan[the] manyalanlamakto give (the) lieilerisini (kıyameti)(to) what is before him
🇹🇷 75:5 Fakat insan günahı devam ettirmek ister.
sorup dururHe asksnerede?Whengünü(is the) Daykıyamet(of) the Resurrection
🇹🇷 75:6 O kıyamet günü ne zaman? diye sorar.
zamanSo whenkamaştığıis dazzledgözthe vision
🇹🇷 75:7 Ne zaman ki o göz şimşek çakar,
ve tutulduğuAnd becomes darkaythe moon
🇹🇷 75:8 Ay tutulur,
ve bir araya toplandığıAnd are joinedgüneşthe sunve ayand the moon
🇹🇷 75:9 Güneş ve ay toplanır,
derWill sayinsan[the] mano günthat Dayneresidir?Wherekaçacak yer(is) the escape
🇹🇷 75:10 İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der.
hayırBy no meansyoktur(There is) nosığınacak yerrefuge
🇹🇷 75:11 Hayır, hayır, yok bir siper.
RabbininToo günyour Lordo günthat Dayvarıp durulacak yer(is) the place of rest
🇹🇷 75:12 O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.
haber verilirWill be informedinsanın[the] mano günthat Dayşeylerof whatyapıp öne sürdüğühe sent forthve geri bıraktığıand kept back
🇹🇷 75:13 O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.
doğrusuNayinsan[The] mankendi nefsiniagainstkendisihimselfgörür(will be) a witness
🇹🇷 75:14 Doğrusu insan kendi nefsini görür,
ve şayetEven ifortaya atsa (da)he presentsözürlerhis excuses
🇹🇷 75:15 Bir takım özürler ortaya atsa da.
depretmeNotkımıldamazlarmoveonuwith itdilineyour tongueokumak içinto hastenonuwith it
🇹🇷 75:16 Onu hemen okumak için dilini depretme.
şüphesizIndeedbize düşerupon Usonu toplamak(is) its collectionve okumakand its recitation
🇹🇷 75:17 Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.
zamanAnd whenO'nu okuduğumuzWe have recited itizlethen followonun okunuşunuits recitation
🇹🇷 75:18 O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et.
sonraThenşüphesizindeedbize düşerupon Usonu açıklamak(is) its explanation
🇹🇷 75:19 Sonra onu açıklamak da bize aittir.
hayırNobilakisButsiz seviyorsunuzyou loveçarçabuk geçenithe immediate
🇹🇷 75:20 Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da
ve bırakıyorsunuzAnd leaveahiretithe Hereafter
🇹🇷 75:21 Ahireti bırakıyorsunuz.
yüzler vardırFaceso günthat Dayışıl ışıl parlar(will be) radiant
🇹🇷 75:22 Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.
RabbineTowardsRableritheir Lordbakarlooking
🇹🇷 75:23 Rabbine bakar.
ve yüzler vardırAnd faceso günthat Dayasıktır(will be) distorted
🇹🇷 75:24 Yüzler de var ki o gün asıktır.
anlarThinkingyapılacağınıthatyapılacakwill be donekendisineto thembelini kıran(bela)nınbackbreaking
🇹🇷 75:25 Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.
hayırNone zaman kiWhen(can) dayanırit reachesköprücük kemiklerinethe collar bones
🇹🇷 75:26 Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,
ve denirAnd it is saidkim?Whoefsun yapar(will) cure
🇹🇷 75:27 "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.
ve anlarAnd he is certainbununthat itayrılık zamanı olduğunu(is) the parting
🇹🇷 75:28 Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.
ve dolaşırAnd is woundbacakthe legbacağaabout the leg
🇹🇷 75:29 Bacak bacağa dolaşır..
RabbinedirToRabbinyour Lordo günthat Daysevk(will be) the driving
🇹🇷 75:30 İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.
sadaka vermediAnd notdoğruladıhe accepted (the) truthveand notnamaz da kılmadıhe prayed
🇹🇷 75:31 Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.
fakatButyalanladıhe deniedve döndüand turned away
🇹🇷 75:32 Fakat yalanladı ve döndü.
sonraThengittihe wentailesinetoailesihis familyçalım satarakswaggering
🇹🇷 75:33 Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.
yazıkWoesanato youyazıkand woe
🇹🇷 75:34 Gerektir o bela sana, gerek.
yineThenyazıkwoesanato youyazıkand woe
🇹🇷 75:35 Evet, gerektir o bela sana gerek.
sanıyor mu?Does thinkinsanmanbırakılacağınıthatbırakılırhe will be leftbaşı boşneglected
🇹🇷 75:36 İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?
değil miydi?Was notkendisihebir nutfe (sperm)a semen-dropmenidenofmenisemendökülenemitted
🇹🇷 75:37 O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi?
sonraThenolduhe wasalaka (embriyo)a clinging substanceve yarattıthen He createdve düzenlediand proportioned
🇹🇷 75:38 Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.
ve var ettiThen madeondanof himiki çiftitwo kindserkeği(the) maleve dişiyiand the female
🇹🇷 75:39 Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.
değil mi?Is notbuna[that]gücü yetecek(He) Ablediriltmeğe[over]-etodiriltirgive lifeölüleri(to) the dead
🇹🇷 75:40 Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?