ve karşılık verdiThen respondedonlarato themRableritheir Lordelbette benIndeed, Izayi etmeyeceğim(will) notzayi eder(let go) wasteişinideeds(hiçbir) çalışanın(of the) doersizdenamong youerkek[from]erkek (olsun)(whether) maleveyaorkadınfemalehepinizeach of youbirbirinizdensinizfromdiğeri(the) otherkimselerSo those whogöç eden(ler)emigratedve çıkarılanlarand were driven outyurtlarındanfromyurtlarıtheir homesve işkence edilenlerand were harmedbenim yolumdainyolumMy wayve vuruşanlarand foughtve öldürülenlerand were killed elbette örteceğimsurely I (will) removeonlarınfrom themkötülüklerinitheir evil deedsve onları sokacağımand surely I will admit themcennetlere(to) Gardensakanflowingaltlarındanfromonların altındanunderneath themırmaklarthe rivers bir karşılık olaraka rewardkatındanfrom[yakın][near]AllahAllahAllahAnd Allah katındadırwith Himen güzeli(is the) bestkarşılıklarınreward
🇹🇷 3:195 Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır".
seni aldatmasın(Let) notseni aldatırdeceive yougezip dolaşması(the) movementkimselerin(of) those whoinkar eden(lerin)disbelievedşehirlerdeinyerthe land
🇹🇷 3:196 Kâfirlerin diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
bir geçimdirAn enjoymentazıcıklittlesonrathengidecekleri yertheir abodecehennemdir(is) hell ve ne kötü[and] a wretchedyataktır (orası)[the] resting place
🇹🇷 3:197 Bu, az bir geçimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
fakatButkimselerethose whokorkan(lara)fearRablerindentheir Lordvardırfor themcennetler(will be) Gardensakanflowsaltlarındanfromonların altındanunderneath themırmaklarthe riversebedi kalacaklarwill abide foreveroradain it ağırlanacaklardıra hospitalitytarafındanfrom[yakın][near]AllahAllahbulunanlar iseAnd whatyanında(is) withAllahAllahdaha hayırlıdır(is) bestiyiler içinfor the righteous
🇹🇷 3:198 Fakat Rablerinden gereğince korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar, Allah katından ağırlanacaklardır. İyiler için Allah katındakiler daha hayırlıdır.
doğrusuAnd indeedehlindenamonginsanlar(the) PeopleKitap(of) the Booköyleleri var ki(are those) whoinanırlarbelieveAllah'ain Allahve şeyeand whatindirilenewas revealedsizeto youve şeyeand whatindirilenewas revealedkendilerineto them saygılıdırlarhumbly submissiveAllah'a karşıto AllahsatmazlarNotdeğiştiriyorlar mı(do) they exchangeayetlerini[with] (the) VersesAllah'ın(of) Allahparaya(for) a priceazıcıklittleonlarınThosevardırfor themödülleritheir rewardkatında(is) withRableritheir LordşüphesizIndeedAllahAllahçabuk görendir(is) swifthesabı(in taking) the account
🇹🇷 3:199 Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirileneAllah'a boyun eğerek inanırlar. Allah'ın âyetlerini az bir değere değişmezler. Onların mükafatı da Allah katındadır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believe[d]sabredinBe steadfastve sabırda direninand [be] patientve savaşa hazırlıklı uyanık bulunun'and [be] constantve korkunand fearAllah'tanAllahumulur kiso that you maybaşarıya eresiniz(be) successful
🇹🇷 3:200 Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah'dan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
Mahmoud Khalil Al-Husary