بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
EyOinsanlarmankindkorkunFearRabbinizdenyour Lordo kithe One Whosizi yarattıcreated youbir nefistenfrombir cana soulbir teksingleve yarattıand createdondanfrom iteşiniits mateve ürettiand dispersedikisindenfrom both of themerkeklermenbirçokmanyve kadınlarand womenve sakınınAnd fearAllah'tanAllaho ki(through) Whombirbirinizden dilekte bulunduğunuzyou askadına[with it]ve akrabalık(bağlarını kırmak)tanand the wombsşüphesizIndeedAllahAllahsizin üzerinizdeisüzerinizdeover yougözetleyicidirEver-Watchful
🇹🇷 4:1 Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'dan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir.
ve verinAnd giveöksüzlere(to) the orphansmallarınıtheir wealthdeğiştirmeyinand (do) notdeğiştirmeexchangepis olanıthe badtemiz olanlawith the goodyemeyinand (do) notyerlerconsumeonların mallarınıtheir wealthkatarakwithsizin mallarınızayour wealthçünkü buIndeed, itbir günahtırisbir günaha sinbüyükgreat
🇹🇷 4:2 Öksüzlere mallarını verin ve kötüsünü (onlara vererek) iyisiyle değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza karıştırıp yemeyin. Zira bu, büyük bir günahtır.
şayetAnd ifkorkarsanızyou fearadaleti sağlayamıyacağınızdanthat notadil olamayacaksınızyou will be able to do justicehakkındawithöksüz(kızlar)the orphansalınthen marryolanwhathelalseems suitablesizeto youkadınlardanfromkadınlarthe womenikişertwove üçeror threeve dörderor fouryineBut ifkorkarsanızyou fearadalet yapamayacağınızdanthat notadil olabilirsinizyou can do justicebir tane (alın)then (marry) oneyahutorşeyle (yetinin)whatsahip olduğupossessesellerinizinyour right handbudurThaten uygun olan(is) more appropriatehaksızlık etmemeniz içinthat (may) notzulmedersinizyou oppress
🇹🇷 4:3 Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir.
ve verinAnd givekadınlarathe womenmehirlerinitheir dowerbir hak olarakgraciouslyeğerBut ifbağışlarlarsathey remitsizeto youbir kısmınıofhiçbir şeyanythingondanof itkendi istekleriyle(on their) ownonu yeyinthen eat itafiyetle(in) satisfactioniç huzuruyla(and) ease
🇹🇷 4:4 Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer onlar gönül rızasıyla size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin.
vermeyinAnd (do) notveringiveaklı ermezlerethe foolishmallarınızıyour wealthkiwhichyapmıştır(was) madeAllah(by) Allahsizin içinfor youbir geçim kaynağıa means of supportve onları besleyin(but) provide (for) themonunlawith itve giydirinand clothe themve söyleyinand speakonlarato themsözwordsgüzel(of) kindness
🇹🇷 4:5 Allah'ın, sizi başına diktiği mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
deneyinAnd testöksüzlerithe orphanskadaruntilvarıncaya[when]ulaştılarthey reach[ed]nikah (çağına)(the age of) marriageeğerthen ifgörürsenizyou perceiveonlardain thembir olgunluksound judgementhemen verinthen deliverkendilerineto themmallarınıtheir wealthyemeğe kalkmayınAnd (do) notonu yiyineat itisraf ileextravagantlyve tez eldenand hastilybüyüyüp (geri alacaklar) diye(fearing) thatbüyüyeceklerthey will grow upve kimseAnd whoeverolaniszenginrichçekinsinthen he should refrainve kimse deand whoeverolanisyoksulpooryesinthen let him eat (of it)uygun şekildein a fair mannerzaman daThen whengeri verdiğinizyou deliveronlarato themmallarınıtheir wealthşahid bulundurunthen take witnessesyanlarındaon themyeterAnd is sufficientAllahAllahhesapçı olarak(as) a Reckoner
🇹🇷 4:6 Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Mahmoud Khalil Al-Husary