AllahAnd Allahistiyorwishestevbenizi kabul etmektotevbeyi kabul ederaccept repentancesizinfrom youve istiyorlarbut wishkimselerthose whouyan(lar)followşehvetlerinethe passionssizin düşmenizithatsaparsınızyou deviate bir sapıklığa(into) a deviationbüyükgreat
🇹🇷 4:27 Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar.
istiyorWishesAllahAllahhafifletmektohafifletirlightensizdenfor youve yaratılmıştırand was createdinsanthe mankindzayıfweak
🇹🇷 4:28 Allah, din hususundaki ağır teklifleri sizden hafifletmek istiyor. Çünkü insan sabır ve tahammül bakımından zayıf yaratılmıştır.
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believe[d]yemeyin(Do) notyiyineatmallarınızıyour wealtharanızdabetween yourselvesbatılla (haksız yere)unjustlyharicindeButolanthatolsun(there) beticaretbusinessrızanızla yaptığınızonkarşılıklı rızamutual consentkendiamong youöldürmeyinAnd (do) notöldürürlerkillcanlarınızıyourselvesdoğrusuIndeedAllahAllahsize karşıissanato youçok merhametlidirMost Merciful
🇹🇷 4:29 Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
kimAnd whoeveryaparsa (bilsin ki)doesbunuthatdüşmanlık ile(in) aggressionve zulüm ileand injusticeyakındathen soononu sokacağızWe (will) cast himcehenneme(into) a Fireve buAnd isşuthatkarşıforAllah'aAllahkolaydıreasy
🇹🇷 4:30 Kim, zulüm ve tecavüz yolu ile bu yasakları işlerse, yakında onu cehennem ateşine atacağız. Onu ateşe atmak da Allah'a pek kolaydır.
eğerIfkaçınırsanızyou avoidbüyük günahlardangreat (sins)ne ki(of) whatsize yasaklananyou are forbiddenondanfrom [it]örterizWe will removesizinfrom youküçük günahlarınızıyour evil deedsve sizi sokarızand We will admit youbir yere(to) an entrancegüzelnoble
🇹🇷 4:31 Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi güzel bir makama koyarız.
göz dikmeyinAnd (do) notgöz dikmeyincovetşeylerewhatüstün kıldığı(has) bestowedAllah'ınAllahonunla[with it]bir kısmınızısome of youkarşıoverdiğerineotherserkeklere vardırFor menbir pay(is) a shareşeylerdenof whatkazandıklarıthey earnedve kadınlara vardırand for womenbir pay(is) a shareşeylerdenof whatkazandıklarıthey earnedisteyinAnd askAlla'ınAllahlutfundanofO'nun lütfuHis bountykuşkusuzIndeedAllahAllahherisherof everyşeyithingbilendirAll-Knower
🇹🇷 4:32 Bir de Allah'ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
ve her birineAnd for allkıldıkWe (have) madevarislerheirsbıraktıklarındanof whatkaldı(is) leftana babanın(by) the parentsve akrabanınand the relativesve kimselereAnd those whombağladığıpledgedyeminlerinizinyour right hands verinthen give themhisselerinitheir shareşüphesizIndeedAllahAllahüzerineisüzerineoverhereveryşeyithingşahittira Witness
🇹🇷 4:33 Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik. Yemin akdiyle mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin. Şüphesiz Allah, her şeye şahittir.
Mahmoud Khalil Al-Husary