سُورَةُ الطلاقمَدَنِيَّة ۝ ١٢ آيَة

65. Talâk Suresi (The Divorce) · 12 ayet · Medenî

🕮 Sayfa görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الطلاقمَدَنِيَّة ۝ ١٢ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

eyOpeygamberProphetzamanWhenboşa(mak iste)diğinizyou divorcekadınları[the] womenonları boşayınthen divorce themiddetleri içindefor their waiting periodve sayınand keep countiddeti(of) the waiting periodve korkunand fearAllah'tanAllahRabbinizyour Lordonları çıkarmayın(Do) notonları çıkarınexpel themevlerindenfromevleritheir housesveand notkendileri de çıkmasınlarthey should leaveancak başkadırexceptgelmelerithatişlerlerthey commitbir edepsizliklean immoralityapaçıkclearbunlarAnd thesesınırlarıdır(are the) limitsAllah'ın(of) Allahve kimAnd whoevergeçersetransgressessınırlarını(the) limitsAllah'ın(of) Allahgerçektenthen certainlyyazık etmiştirhe has wrongedkendisinehimselfbilmezsinNotbilirsinizyou knowbelkiPerhapsAllahAllahortaya çıkarırwill bring aboutsonraafterbundanthatyeni bir işa matter
🇹🇷 65:1 Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilmezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.
zamanThen whenvardıklarıthey have reachedsürelerinin sonunatheir termonları (yanınızda) tutunthen retain themgüzelcewith kindnessyahutoronlardan ayrılınpart with themgüzelliklewith kindnessve şahid tutunAnd take witnesssahibi iki kişiyitwo menadaletjustiçinizdenamong youve yapınand establishşahidliğithe testimonyAllah içinfor Allahişte budurThatöğütlenenis instructedonunlawith itkimseyewhoeverinanan[is]iman ederbelievesAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiretthe Lastve kimAnd whoeversakınırsafearsAllah'danAllahyaratırHe will makeonafor himbir çıkışa way out
🇹🇷 65:2 Sürelerinin sonuna vardıklarında onları güzelce tutun, yahut güzellikle onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun. Şahidliği Allah için yapın. İşte Allah'a ve son güne inanan kimseye öğütlenen budur. Kim Allah'tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu yaratır.
ve onu rızıklandırırAnd He will provide for himyerdenfromneredewhereummadığınotsanırhe thinksve kimAnd whoeverdayanırsaputs his trustAllah'auponAllahAllahOthen Heona yeter(is) sufficient for himşüphesizIndeedAllahAllahyerine getirendir(will) accomplishbuyruğunuHis purposeelbetteIndeedkoymuşturhas setAllahAllahiçinfor everyherşeythingbir ölçüa measure
🇹🇷 65:3 Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.
ve onlarAnd those whokesilenlerhave despairedadettenofhayızthe menstruationkadınlarınızdanamongkadınlarınızyour womeneğerifşüphe edersenizyou doubtonların bekleme süresithen their waiting periodüç(is) threeaydırmonthsve olanlar daand the ones whohenüz adet görmeyenlernothayız gördüler[they] menstruatedve olanlarınAnd those who (are)gebepregnantsüresitheir termdoğumlarına kadardıruntililetirlerthey deliveryüklerinitheir burdensve kimAnd whoeverkorkarsafearsAllah'tanAllahyaratırHe will makeonafor himişindeofişihis affairbir kolaylıkease
🇹🇷 65:4 Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdetini görmemiş bulunanlardan eğer şüphe ederseniz (iddetlerinin nasıl olacağında tereddüt ederseniz), onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları, doğum yapmalarıdır. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
buThatbuyruğudur(is the) CommandAllah'ın(of) Allahindirdiğiwhich He has sent downsizeto youve kimand whoeverkorkarsafearsAllah'tanAllahörterHe will removeonunfrom himkötülüklerinihis evil deedsve büyütürand make greatonunfor himmükafatını(his) reward
🇹🇷 65:5 Bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah'tan korkarsa Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür.
onları oturtunLodge themyerdefromneredewhereoturduğunuzyou dwellgücünüz ölçüsünde(out) ofgücünüzyour meansveand (do) notonlara zarar vermeyinharm themsıkıntıya sokmak içinto distressonları[on] themve şayetAnd ifiselerthey areonlarthose (who are)gebepregnantgeçimini sağlayınthen spendonlarınon themkadaruntilbırakıncayathey deliveryüklerinitheir burdeneğerThen if(çocuğunuzu) emzirirlersethey sucklesizin içinfor youonlara verinthen give themücretlerinitheir paymentve konuşup anlaşınand consultaranızdaamong yourselvesgüzelliklewith kindnesseğerbut ifgüçlük çekersenizyou disagreeo zaman emzirecektirthen may suckleonufor himbaşka birianother (women)
🇹🇷 65:6 O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştırmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onları besleyin. Sonra sizin için emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup danışın. Güçlük çekerseniz çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.
nafaka versinLet spendsahip (olan)ownergeniş imkana(of) ample meansgörefromgenişliğinehis ample meansve kimseand (he) whokısıtlı olanis restrictedaleyhineon himrızkıhis provisionversinlet him spendşeydenfrom whatkendisine verdiğihe has been givenAllah'ın(by) Allahsorumlu tutmazDoes notyükburdenAllahAllahbir kişiyeany soulbaşkasıylaexceptverdiğinden(with) whatonu verdiHe has given ityaratacaktırWill bring aboutAllahAllahsonraafterbir güçlüktenhardshipbir kolaylıkease
🇹🇷 65:7 Eli geniş olan genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kısılmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiğinden versin. Allah bir kişiye ne vermişse ancak onu teklif eder. Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
nicesiAnd how manykentlerdenofbir beldea townbaş kaldırdırebelledbuyruğunaagainstemir(the) CommandRabbinin(of) its Lordve elçilerininand His Messengersbiz de onu hesaba çektikso We took it to accountbir hesablaan accountçetinsevereve ona azabettikand We punished itbir azablaa punishmentkorkunçterrible
🇹🇷 65:8 Nice kent var ki Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine başkaldırdı, biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onlara görülmemiş şekilde azab ettik.
taddıSo it tastedvebalini(the bad) consequenceişinin(of) its affairve idiand wassonucu(the) endişinin(of) its affairbir ziyanloss
🇹🇷 65:9 İşlerinin vebalini tattılar. İşlerinin sonucu tam bir hüsran olmuştur.
hazırlamıştırHas preparedAllahAllahonlarafor thembir azaba punishmentşiddetlisevereo halde korkunSo fearAllah'tanAllahey sahipleriO mensağduyu(of) understandinginanmış olanthose whoiman ettilerhave believedandolsunIndeedindirdiHas sent downAllahAllahsizeto youbir uyarıa Message
🇹🇷 65:10 Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey inanan aklı selim sahipleri! Allah'tan korkun, Allah size bir uyarıcı gönderdi.
bir elçi (gönderdi)A Messengerokuyanrecitingsizeto youayetlerini(the) VersesAllah'ın(of) Allahaçık açıkclearçıkarsın diyethat he may bring outkimselerithose whoinanan(ları)believeve yapanlarıand doyararlı işlerrighteous deedskaranlıklardanfromkaranlıklarthe darkness[es]aydınlığatowardsnurthe lightve kimAnd whoeverinanırbelievesAllah'ain Allahve yaparsaand doesyararlı işrighteous deedsonu sokarHe will admit himcennetlere(into) Gardensakanflowaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riverskalacaklarıabidingiçindethereinebediforevergerçektenIndeeden güzeli vermiştirHas been (granted) goodAllah(by) Allahonafor himrızık olarakprovision
🇹🇷 65:11 Size Allah'ın açık açık âyetlerini okuyan bir elçi (gönderdi) ki inanıp faydalı işler yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarsın. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah ona gerçekten ne güzel rızık vermiştir.
AllahAllahO'dur ki(is) He Whoyarattıcreatedyedisevengöğüheavensve yerdenand ofyeryüzüthe earthonların benzerini(the) like of theminerDescendsbuyruğuthe commandbunlar arasındabetween thembilesiniz diyethat you may knowşüphesizthatAllah'ınAllahüzerine(is) onhereveryşeythingkadir olduğunuAll-Powerfulve şüphesizAnd thatAllah'ınAllahmuhakkakindeedkuşatmış bulunduğunuencompassesherallşeyithingsbilgice(in) knowledge
🇹🇷 65:12 Allah O'dur ki yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yarattı. Emir bunlar arasında iner ki Allah'ın her şeye kâdir olduğunu ve Allah'ın bilgisinin, her şeyi kuşattığını bilesiniz.