☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
haniWhensiz yardım istiyordunuzyou were seeking helpRabbinizden(of) your Lordkarşılık vermiştiand He answeredsize[to] youşüphesiz benIndeed, I amsize yardım edeceğimgoing to reinforce youbinwith a thousandileofmeleklerthe Angelsbirbiri ardıncaone after another
🇹🇷 8:9 O vakit siz Rabbinizden yardım diliyordunuz. O da: "Ben işte ardarda bin melekle size yardım ediyorum" diye duanızı kabul buyurmuştu.
veAnd notbunu yapmadı(it was) madeAllah(by) Allahancak (yaptı)butmüjde olsun diyegood tidingsve yatışsın diyeand so that might be at restbununlawith itkalbinizyour heartsve yokturAnd (there is) noyardım[the] victorybaşkacaexceptkatındanfrom[-in][of]AllahAllahşüphesizIndeedAllahAllahdaima üstün(is) All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 8:10 Bunu da Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer ancak Allah katındandır. Gerçekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir.
O zamanWhensizi bürüyorduHe covered youhafif bir uykuwith [the] slumberbir güven olmak üzerea securityO'ndan (Allah'tan)from Himve indiriyorduand sent downüzerinizeupon yougöktenfromgökthe skybir suwatersizi temizlemek içinso that He may purify youonunlawith itve gidermek içinand take awaysizdenfrom youpisliğinievil (suggestions)şeytanın(of) the Shaitaanve (birbirine) bağlamak içinAnd to strengthenüzerini[on]kalblerinizinyour heartsve pekiştirmek içinand make firmonunlawith itayakları(nızı)your feet
🇹🇷 8:11 O sırada size, yine katından bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku sardırıyordu, sizi temizlemek, şeytanın vesvesesini sizden gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarınızı sağlam durdurmak için gökten üzerinize yağmur indiriyordu.
haniWhenvahyediyorduinspiredRabbinyour Lordmelekleretomeleklerthe Angelsşüphesiz benI amsizinle beraberimwith yousiz pekiştirinso strengthenkimselerithose whoinananlarıbelievedben salacağımI will castiçineinyüreklerine(the) heartskimselerin(of) those whoinkar edenlerindisbelieved korkuthe terrorvurunso strikeüstüneaboveboyunların(ın)the necksve vurunand strikeonlarınfrom themhereveryparmağınafingertip[s]
🇹🇷 8:12 İşte o anda Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, müminlere sebat verin. Kâfirlerin yüreğine korku salacağım, hemen boyunlarının üstüne vurun, parmaklarına, parmaklarına vurun".
böyle (olacak)Thatçünkü onlar(is) because theykarşı geldileropposedAllah'aAllahve Elçisineand His MessengerkimAnd whoeverkarşı gelirseopposesAllah'aAllahve Elçisineand His Messengermuhakkak kithen indeedAllah'ınAllahçetin olur(is) severecezasıin [the] penalty
🇹🇷 8:13 Çünkü onlar Allah'a ve Resulüne karşı geldiler. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki Allah'ın azabı çok çetindir.
işte sizThat şimdi tadın onuSo taste itve şüphesizAnd thatkafirler için vardırfor the disbelieversazabı(is the) punishmentateş(of) the Fire
🇹🇷 8:14 İşte gördünüz ya, şimdilik siz bunu tadın, şu da kesindir ki, ahirette kâfirlere cehennem azabı vardır.
eyO youkimselerwhoinanan(lar)believene zaman kiWhenkarşılaşırsanızyou meetkimselerlethose whoinkar edenlerledisbelievetoplu haldeadvancingaslathen (do) notonlara döndürmeyinturn to themarkalar(ınız)ıthe backs
🇹🇷 8:15 Ey iman edenler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın).
ve kimAnd whoeverdöner(kaçar)saturns to themo günthat dayarkasınıhis backdışındaexceptbir tarafa çekilmek(as) a strategysavaşmak içinof warya daorkatılmak(to) join(başka) bir birliğetobir grupa groupmuhakkakcertainlyuğrar(he has) incurredbir gazabawrathAllahtanofAllahAllahve onun yeriand his abodecehennemdir(is) Hellve o ne kötüa wretchedvarılacak bir yerdirdestination
🇹🇷 8:16 Böyle bir günde her kim onlara, tekrar dönüp çarpışmak için geri çekilmek veya diğer bir safta yeniden mevzilenmek hâlleri dışında, arkasını dönerse, muhakkak Allah'dan bir gazaba uğramış olur ve varacağı yer cehennemdir, orası da ne kötü bir akıbettir.