☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
onları siz öldürmedinizAnd notonları öldürürsünüzyou kill themfakatbutAllahAllahonları öldürdükilled themsen atmadınAnd notattınyou threwzamanwhenattığınyou threwfakatbutAllahAllahattıthrewsınamak içinand that He may testMü'minlerithe believerskendindenfrom Himbir imtihanla(with) a trialgüzelgooddoğrusuIndeedAllahAllahişitendir(is) All-HearingbilendirAll-Knowing
🇹🇷 8:17 Sonra onları siz öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Allah işitendir, bilendir.
işte size böyle yaptıThat (is the case)çünküand thatAllahAllah (is)zayıflatırone who makes weaktuzağını(the) plankafirlerin(of) the disbelievers
🇹🇷 8:18 Gördünüz ya, Allah, kâfirlerin kurduğu tuzağı işte böyle boşa çıkarır.
eğerIffetih istiyorsanızyou ask for victoryiştethen certainlysize geldihas come to youfetihthe victoryeğerAnd ifvazgeçersenizyou desistbuthen it (is)iyidirgoodsizin içinfor youama yinebut ifdönersenizyou returnbiz de dönerizWe will return (too)sağlayamazAnd neverfayda verirwill availsizeyoutopluluğunuzyour forceshiçbir şey (yarar)anythingşayeteven ifçok da olsa(they are) numerousçünküAnd thatAllahAllahberaberdir(is) withinananlarlathe believers
🇹🇷 8:19 Fetih istiyorsanız, işte size fetih gelmiştir, eğer aşırı gitmez de son verirseniz, hakkınızda daha hayırlıdır. Yok eğer dönerseniz, biz de döneriz. O vakit askeriniz çok da olsa size hiç bir şekilde fayda vermez. İyi biliniz ki, Allah müminlerle beraberdir.
eyO youkimselerwhoinanan(lar)believeita'at edinObeyAllah'aAllahve Elçisineand His Messengerve aslaAnd (do) notdönmeyinturn awayondanfrom himve sizwhile youişittiğiniz haldehear
🇹🇷 8:20 Ey iman edenler, Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. İşitip durduğunuz halde onun emirlerinden yüz çevirmeyin!
ve aslaAnd (do) notolmayınbegibilike those whodiyenlersayişittikWe heardve onlarwhile theyişitmedikleri halde(do) notişitirlerhear
🇹🇷 8:21 Ve işitmedikleri halde "işittik" diyenler gibi olmayın!
şüphesizIndeeden kötüsüworstcanlıların(of) the living creatureskatındanearAllahAllahsağırlar(are) the deafve dilsizlerdirthe dumb onlar kithose whodüşünmezler(do) notakıl ederleruse (their) intellect
🇹🇷 8:22 Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
şayetAnd ifbilseydi(had) knownAllahAllahonlarda vardırin thembir iyilikany goodelbette onlara işittirirdisurely, He (would) have made them hearşayetAnd ifonlara işittirseydi deHe had made them hearyine dönerlerdisurely they would have turned awayonlarwhile theyaldırmayarak(were) averse
🇹🇷 8:23 Allah onlarda hayır görseydi onlara işittirirdi, işittirseydi yine de aldırmaz arka dönerlerdi.
eyO youkimselerwhoinanan(lar)believeçağrısına koşunRespondAllah'ınto Allahve Elçisininand His Messengerzamanwhensizi çağırdığıhe calls youşeylereto whatsizi yaşatacakgives you lifeve bilin kiAnd knowmuhakkakthatAllahAllahgirercomesarasına(in) betweenkişi ilea manonun kalbiand his heartve sizand thatO'nun huzurunato Himtoplanacaksınızyou will be gathered
🇹🇷 8:24 Ey iman edenler! Peygamber sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman, Allah'a ve Resul'e icabet edin. Ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Ve siz kesinkes O'nun huzurunda toplanacaksınız.
sakınınAnd fearfitnedena trialerişmekle kalmaznotisabet edecekwhich will afflictkimselerethose whohaksızlık edenleredo wrongaranızdanamong youyalnızcaexclusivelybilin kiAnd knowmuhakkakthatAllah'ınAllahçetindir(is) severeazabı(in) the penalty
🇹🇷 8:25 Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir.