Hac(For) the Hajjaylardadır(are) monthsbilinenwell knownkimthen whoeverfarz ederse (kendisine)undertakesonda (o aylarda)thereinhaccıthe Hajjyokturthen nokadına yaklaşmaksexual relationsve yokturand nogünaha sapmakwickednessyokturand nokavga etmekquarrellinghacdaduringhacthe Hajjne varsaAnd whateveryaptığınızyou doiyiliktenofiyigoodonu bilirknows itAllahAllahve yanınıza azık alınAnd take provisionşüphesiz(but) indeeden hayırlısı(the) bestazığınprovisiontakvadır(is) righteousnessve benden sakınınAnd fear MeEy sahipleriO menakıl(of) understanding
🇹🇷 2:197 Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun!
yokturNot issizin içinon youbir günahany sinaramanızdathatararsınızyou seeklutfunubountyRabbinizinfromRabbinyour LordzamanAnd whenayrılıp akın ettiğinizyou departArafattanfromArafat(Mount) Arafatanın (hatırlayın)then rememberAllah'ıAllahyanındanearMeş'ar-ithe MonumentHaram[the] SacredO'nu anınAnd remember Himgibiassizi hidayet ettiğiHe (has) guided youve[and] thoughsiz idinizyou wereO'ndan önce[from]ondan öncebefore [it]sapıklardansurely amongsapanlarthose who went astray
🇹🇷 2:198 Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ari Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin. O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız.
sonraThensiz de akın edindepartyerdenfromher neredewhereverakın ettiğidepartinsanlarınthe peopleve mağfiret dileyinand ask forgivenessAllah'tan(of) AllahşüphesizIndeedAllahAllahGafurdur(is) Oft-ForgivingRahimdirMost Merciful
🇹🇷 2:199 Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin. Allah'tan bağışlanmanızı isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
zamanThen whenbitirinceyou complete[d]ibadetleriniziyour acts of worshipanınthen rememberAllah'ıAllahandığınız gibias you rememberatalarınızıyour forefathersveyaordaha kuvvetli(with) greaterbir anışlaremembranceinsanlardanAnd frominsanlarthe peoplekimiwhoder kisayRabbimizOur Lordbize verGrant usdünyadaindünyathe worldve yokturAnd notonunfor himahiretteinahiretthe Hereafterhiçbir[of]nasibiany share
🇹🇷 2:200 Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yoktur.
ve onlardanAnd from thosekimi dewhoderkisayRabbimizOur Lordbize verGrant usdünyada daindünyathe worldgüzellikgoodahirette deand inahiretthe Hereaftergüzellikgoodve bizi koruand save usazabından(from the) punishmentateş(of) the Fire
🇹🇷 2:201 Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardır.
işteThose onlara vardırfor thembir pay(is) a sharekazandıklarındanof whatkazandılarthey earnedAllahand Allahçabuk görendir(is) swifthesabı(in taking) account
🇹🇷 2:202 İşte onlar için, kazandıklarından bir nasib vardır. Allah, hesabı çok çabuk görür.
Mahmoud Khalil Al-Husary