değil mi?Were notdeğil miydiWere notayetlerimMy Versesokunurdurecitedsizeto youoysa sizand you used (to)onlarıdeny themyalanlardınızdeny them
🇹🇷 23:105 (Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der.
dedilerThey (will) sayRabbimizOur LordyendiOvercamebizi[on] usbahtsızlığımızour wretchednessve biz oldukand we werebir topluluka peoplesapıkastray
🇹🇷 23:106 Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.
RabbimizOur Lordbizi çıkarBring us outbundanfrom iteğerthen ifbir daha dönersekwe returnartık biz gerçektenthen indeed, wezalimleriz(would be) wrongdoers
🇹🇷 23:107 Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.
buyurdu kiHe (will) saysininRemain despisedoradain itveand (do) notbana bir şey söylemeyinspeak to Me
🇹🇷 23:108 (Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık.
gerçek şu kiIndeedidi(there) wasbir zümrea partykullarımdanofkullarımMy slavesdiyorlar(who) saidRabbimizOur LordinandıkWe believebağışlaso forgivebiziusve bize acıand have mercy on usve senand Youen hayırlısısın(are) bestacıyanların(of) those who show mercy
🇹🇷 23:109 Çünkü kullarımdan bir zümre "Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı.
siz onları aldınızBut you took themalaya(in) mockerynihayetuntilsize unutturdularthey made you forgetbeni anmayıMy remembranceve sizand you used (to)onlaraat themdaima gülüyordunuzlaugh
🇹🇷 23:110 İşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz.
şüphesiz benIndeed, Ionlara verdimhave rewarded thembugünthis Daykarşılığınıbecausesabretmelerininthey were patientişte onlardırindeed, theyonlar[they]kurtulup murada erenler(are) the successful ones
🇹🇷 23:111 Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.
ve buyurduHe will sayne kadar?How longkaldınızdid you remainyeryüzündeinyeryüzüthe earthsayısınca(in) numberyıllar(of) years
🇹🇷 23:112 (Allah inkârcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar.
dedilerThey will saykaldıkWe remainedbir güna dayyahutorbir kısmı kadara partgünün(of) a daysorbut asksayanlarathose who keep count
🇹🇷 23:113 "Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor." derler.
buyurdu kiHe will saykalmadınızNotkaldınızyou stayedbaşkabutaz bir (zamandan)a littlekeşkeifsizonly youbilseydiniz[you]bizim-mi sandınız?knew
🇹🇷 23:114 (Allah) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!
bizimThen did you thinksizi yarattığımızıthatsizi yarattıkWe created youboş yereuselesslyve sizinand that youbizeto Usaslanotdöndürülmeyeceğiniziwill be returned
🇹🇷 23:115 Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?
pek yücedirSo exalted isAllahAllahmutlak hakimthe Kinghakthe Truthyoktur(There is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimrabbidir(the) LordArş'ın(of) the ThroneKerimHonorable
🇹🇷 23:116 Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş'ın sahibidir.
ve kimAnd whoevertaparsainvokesile beraberwithAllahAllahbir tanrıyagodbaşkaotherbulunmayannohiçbir delilproofhakkındafor himonunin itşüphesizThen onlyonun hesabıhis accountyanındadır(is) withRabbininhis Lordçünkü (o)Indeed, [he]aslanotiflah olmazlarwill succeedkafirlerthe disbelievers
🇹🇷 23:117 Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsaki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki, kâfirler kurtuluşa eremezler.
ve de kiAnd sayRabbimMy LordbağışlaForgiveve acıand have mercyve senand Youen hayırlısısın(are the) Bestacıyanların(of) those who show mercy
🇹🇷 23:118 Resulüm! De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin."
Mahmoud Khalil Al-Husary