yokturNot(hiç) yararı(will) availkendilerinethemşeylerinwhatolduklarıenjoyment they were givenyaşatılıyorenjoyment they were given
🇹🇷 26:207 O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.
veAnd notbiz helak etmedikWe destroyedhiçbiranykentitownolmayanbutonunit haduyarıcılarıwarners
🇹🇷 26:208 Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
uyarırlardı(To) remindveand notbiz değildikWe arezulmedicilerunjust
🇹🇷 26:209 (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
veAnd notindirmedihave brought it downO'nu (Kur'an'ı)have brought it downşeytanlarthe devils
🇹🇷 26:210 Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.
bu yaraşmazAnd notuygun düşer(it) suitsonlara[for] themve zatenand notyapamazlarthey are able
🇹🇷 26:211 Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.
çünkü onlarIndeed, theyişitmektenfromişitmethe hearinguzaklaştırılmışlardır(are) surely banished
🇹🇷 26:212 Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
o haldeSo (do) notçağırmainvokeile beraberwithAllahAllahbir tanrıgodbaşkaanothersonra olursunlest you beazabedilenlerdenofcezalandırılanlarthose punished
🇹🇷 26:213 O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
ve uyarAnd warnakrabanıyour kindreden yakın[the] closest
🇹🇷 26:214 (Önce) en yakın hısımlarını uyar.
ve indirAnd lowerkanadınıyour wingkimselereto (those) whosana uyanfollow youmü'minlerdenofmüminlerthe believers
🇹🇷 26:215 Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
şayetThen ifsana karşı gelirlersethey disobey youde kithen sayşüphesiz benIndeed, I amuzağıminnocentşeylerdenof whatsizin yaptıklarınızyou do
🇹🇷 26:216 Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."
ve tevekkül etAnd put (your) trustüzerineingalib olanthe All-Mightyve esirgeyenethe Most Merciful
🇹🇷 26:217 Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
ki OThe One Whoseni görürsees youzamanwhennamaza durduğunyou stand up
🇹🇷 26:218 O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
ve eğilip doğrulurkenAnd your movementsiçindeamongsecde edenlethose who prostrate
🇹🇷 26:219 Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)
çünküIndeed, HeO[He]işitendir(is) the All-Hearerbilendirthe All-Knower
🇹🇷 26:220 Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.
size haber vereyimmi?Shallsize haber vereyimI inform youüzerineuponkimwhomineceğinidescendşeytanlarınthe devils
🇹🇷 26:221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
onlar inerlerThey descendüzerineuponhereveryyalancıliargünahkarsinful
🇹🇷 26:222 Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
kulak verirlerThey pass onişitilene(what is) heardve çokları daand most of themyalan söylerler(are) liars
🇹🇷 26:223 Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
ve Şa'irlerAnd the poets onlar uyarlarfollow themazgınlarathe deviators
🇹🇷 26:224 Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.
görmez misin?Do notgörürsünyou seeonlarthat theyherinhereveryvadidevalleyşaşkın şaşkın dolaşırlar[they] roam
🇹🇷 26:225 Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
ve onlarAnd that theysöylerlersayşeyleriwhatyapmayacaklarınotyaparlarthey do
🇹🇷 26:226 Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
ancak hariçExceptkimselerthose whoinanan(lar)believeve yapanlarand doiyi işlerrighteous deedsve ananlarand rememberAllah'ıAllahçokçamuchve üstün gelmeğe çalışanlarand defend themselvessonraaftersonraafterkendilerine zulmedildiktenafterzulme uğradılarthey were wrongedve yakında bileceklerdirAnd will come to knowkimselerthose whozulmeden(ler)have wrongednasıl(to) whatbir devrimlereturndevrileceklerinithey will return
🇹🇷 26:227 Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
Mahmoud Khalil Al-Husary