بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Ta sinTa SeenşunlarTheseayetleridir(are the) VersesKur'an'ın(of) the Quranve bir Kitabınand a Bookapaçıkclear
🇹🇷 27:1 Tâ, Sîn. Bunlar sana, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.
yol göstericidirA guidanceve müjdedirand glad tidingsinananlarafor the believers
🇹🇷 27:2 İman eden müminler için hidayet rehberi ve müjdeci olmak üzere.
onlar kiThose whokılarlarestablishnamazıthe prayerve verirlerand givezekatızakahve onlarand theyahiretein the Hereafteronlar[they]kesin olarak inanırlarbelieve with certainty
🇹🇷 27:3 Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
şüphesizIndeedkimselerinthose whoinanmayan(do) notiman ederlerbelieveahiretein the HereaftersüslemişizdirWe have made fair-seemingkendilerineto themişlerinitheir deedsonlarso theykörü körüne bocalarlarwander blindly
🇹🇷 27:4 Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.
onlarThoseöyle kimselerdir ki(are) the oneskendilerinindirfor themen kötü(is) an evilazab[the] punishmentve onlarand theyahiretteinahiretthe Hereafteronlar[they]ziyana uğrayanlardır(will be) the greatest losers
🇹🇷 27:5 İşte bunlar, kendileri için oldukça ağır bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.
ve şüphesizAnd indeed, yousana verilmektedirsurely, receiveKur'anthe Qurankatındanfrom [near]yakınındanfrom [near]hüküm ve hikmet sahibithe All-Wise(herşeyi) bilenthe All-Knower
🇹🇷 27:6 (Resulüm!) Şüphesiz ki bu Kur'ân, sana hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından indirilmektedir.
haniWhendemiştisaidMusaMusaailesineto his familyşüphesiz benIndeed, Igördümperceivebir ateşa firesize getireyimI will bring youondanfrom itbir habersome informationyahutorsize getireyimI will bring youbir ateşa torchkoruburningbelkiso that you mayısınırsınızwarm yourselves
🇹🇷 27:7 Hani Musa, ailesine şöyle demişti: "Gerçekten ben bir ateş gördüm, (gidip) size oradan bir haber getireceğim yahut bir kor ateş getireyim, umarım ki ısınırsınız."
ne zaman kiBut whenoraya geldihe came to itseslenildihe was calleddiye[that]mübarek kılındıBlessed isbulunan kimsewhoiçinde(is) atateşinthe fireve olan kimseand whoeverçevresinde(is) around iteksikliklerden münezzehtirAnd glory beAllah(to) AllahRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 27:8 Oraya geldiğinde şöyle seslenilmişti: "Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!"
ey MusaO Musagerçek şu kiIndeedbenI AmAllah'ımAllahgüçlüthe All-Mightyhüküm ve hikmet sahibithe All-Wise
🇹🇷 27:9 "Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım!"
ve atAnd, "Throwasanıyour staffne zaman kiBut whengörüncehe saw ittitreştiğinimovinggibias if itbir yılan(were) a snakedön(üp kaç)dıhe turned backarkaya(in) flightveand (did) notgeri dönmedilook backey MusaO Musakorkma(Do) notkorkarlarfearçünkü benIndeed, [I]korkmaz(lar)(do) notkorkarlarfearbenim huzurumda(in) My presenceelçilerthe Messengers
🇹🇷 27:10 "Asânı at!" (Asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Dedik ki): "Ey Musa korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz."
ancakExceptkimwhozulmederwrongssonra dathendeğiştirirsesubstitutesiyiliklegoodsonraafter(yaptığı) kötülüktenevilşüphesiz benthen indeed, I AmbağışlayıcıyımOft-ForgivingesirgeyiciyimMost Merciful
🇹🇷 27:11 "Ancak, kim haksızlık yapar, sonra yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim."
ve sokAnd entereliniyour handkoynunaintokoynunyour bosomçıksınit will come forthbembeyazwhiteolmaksızınwithoutolmaksızınwithoutkusurharmiçinde(These are) amongdokuzninemu'cizesignsFir'avn'a (git)toFiravunFiraunve onun kavmineand his peopleçünkü onlarIndeed, theyoldulararebir kavima peoplefasıkdefiantly disobedient
🇹🇷 27:12 "Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz çıkacaktır. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git), çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır."
ne zaman kiBut whenonlara gelincecame to themayetlerimizOur Signsaçıkça görünenvisiblededilerthey saidbuThisbir büyüdür(is) a magicapaçıkmanifest
🇹🇷 27:13 Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Mahmoud Khalil Al-Husary