geri bırakırYou may deferkimseyiwhomdilediğiyou willonlardanof themve alırsınor you may takeyanınato yourselfkimseyiwhomdilediğinyou willve kimseyeAnd whoeverarzu ettiği(ne dönmekte)you desireayrıldıklarındanof those whomayırdığınızyou (had) set aside yokturthen (there is) nobir günahblamesenin üzerineupon youbudurThaten elverişli olan(is) more suitableaydınlanmasınathatserinlesinmay be cooledonların gözlerinintheir eyesveand nottasalanmamalarınathey grieveve razı olmalarınaand they may be pleasedsenin verdiklerinewith whatonlara verdiğinizyou have given them hepsininall of themAllahAnd Allahbilirknowsolanıwhatsizin kalblerinizde(is) inkalplerinizyour heartsveAnd Allah isAllahAnd Allah isbilendirAll-KnowerhalimdirMost Forbearing
🇹🇷 33:51 Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır.
değildir(It is) nothelallawfulsanafor you(başka) kadınlar(to marry) womenbundan sonraafter (this)bundan sonraafter (this)ve yokturand notdeğiştirmentodeğiştirmeexchangebunlarıthembaşka eşlerlefor(başka) eşler(other) wivesşayeteven ifçok hoşuna gitse depleases yougüzellikleritheir beautybunun dışındadırexceptbulunanlar (cariyeler)whommeşru olarak sahipsinizyou rightfully possesselindeyou rightfully possessveAnd Allah isAllahAnd Allah isüzerineoverherallşeythingsgözetleyicidiran Observer
🇹🇷 33:52 Bundan başka kadınlar sana helâl olmaz. Bunları başka eşlerle değiştirmek de olmaz. İsterse güzellikleri hoşuna gitsin. Ancak sahip olduğun cariyen başka. Allah her şeye gözcü bulunuyor.
eyO you who believekimselerO you who believeinanan(lar)O you who believegirmeyin(Do) notgirinenterevlerine(the) housesPeygamber'in(of) the Prophetancak hariçtirexceptizin verilmesiwhenizin verildipermission is givensizeto youyemeğeforbir yemeka mealolmadanwithoutgözetleyicilerawaitingvaktiniits preparationfakatButzamanwhençağrıldığınızyou are invitedgirinthen enteryemeği yeyinceand whenyedinizyou have eatendağılınthen dispersedalmayınand notkalıcı olmak isteyerekseeking to remainsözefor a conversationçünküIndeedbuthatincitiyorduwasbulandırıcıtroublingPeygamberithe Prophetfakat o utanıyorduand he is shysizdenof (dismissing) youfakat AllahBut Allahutanmazis not shyçekinmezis not shygerçek(i söylemek)tenofhakthe truthzamanAnd whenonlarda istediğinizyou ask thembir şey(for) anythingisteyinthen ask themarkasındanfromarkasındabehindperdea screenbuThatdaha temizdir(is) purersizin kalbleriniz içinfor your heartsve onların kalbleri içinand their heartsve olamazAnd notsizinissizin içinfor youincitmenizthateziyet edersinizyou troubleElçisini(the) MessengerAllah'ın(of) Allahve olamazand notnikahlamanızthatnikâhlamanızyou should marryonun eşlerinihis wiveskendisinden sonraafter himondan sonraafter himaslaeverçünküIndeedbuthatkatındaisyakınnearAllahAllahbüyük(bir günah)tıran enormity
🇹🇷 33:53 Ey iman edenler! Peygamberin evlerine vaktine bakmaksızın ve yemeğe izin verilmedikçe girmeyin. Fakat çağırıldığınız vakit girin. Yemeği yediğinizde de hemen dağılın. Sohbet etmek için de izinsiz girmeyin. Çünkü bu haliniz peygambere eziyet veriyor, ama o sizden utanıyor. Fakat Allah gerçeği söylemekten utanmaz. Hem O'nun hanımlarına bir ihtiyaç soracağınız vakit de perde arkasından sorun. Böyle yapmanız hem sizin kalbleriniz ve hem de onların kalbleri için daha temizdir. Hem sizin Resulullah'a eziyet etmeye hakkınız yoktur. Ondan sonra hanımlarını da ebediyyen nikâh edemezsiniz. Çünkü bu Allah katında çok büyük bir günahtır.
eğerWhetheraçığa vursanızyou revealbir şeyia thingyahutoronu gizlesenizconceal itşüphesizindeedAllahAllahherishepsininof allşeyithingsbilmektedirAll-Knower
🇹🇷 33:54 Siz bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de şüphe yok ki Allah her şeyi bilmektedir.
Mahmoud Khalil Al-Husary