☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve bir zamanAnd whendemiştisaidİbrahimIbrahimRabbimMy Lordbana göstershow menasılhowdirilttiğiniYou give lifeölüleri(to) the dead(Allah) dediHe saidyoksaHave notinanmadın mıyou believed(İbrahim) dedi kiHe saidHayır (inandım)Yesfakat[and] buttatmin olması içinto satisfykalbiminmy heartdediHe saido halde tutThen takedördünüfourkuşlardanofkuşlarthe birdsonları alıştırand incline themkendinetowards yousonrathenkoyputüzerineonhereachdağınhillonlardanof thembir parçaa portionsonrathenonları (kendine) çağırcall themsana geleceklerthey will come to youkoşarak(in) hastebil kiAnd knowşüphesizthatAllahAllahdaima üstün(is) All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 2:260 Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."
durumuExamplekimselerin(of) those whoinfak edenler(in)spendmallarınıtheir wealthyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahdurumu gibidir(is) likebir tohumuna grainverenwhich growsyedisevenbaşakearsherinher birieachbaşağındaearyüzhundredtohumgrain(s)AllahAnd Allahkat kat verirgives manifoldkimseyeto whomdilediğiHe willsAllah(ın)And Allah(lutfu) geniştir(is) All-Encompassing(O) bilendirAll-Knowing
🇹🇷 2:261 Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.
kimselerThose whoinfak edenspendmallarınıtheir wealthyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahsonrathenardındannotuyarlarthey followşeyleriwhatverdiklerithey spendbaşa kakmayan(with) reminders of generosityve eziyet etmeyenlerinand noteziyethurt vardırfor themödülleritheir rewardkatında(is) withRableritheir Lordyokturand (there will be) nokorkufearonlaraon themve onlarand notonlartheyüzülmeyeceklerdirwill grieve
🇹🇷 2:262 Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir.
bir söz (söylemek)A wordgüzelkindve affetmekand (seeking) forgivenessiyidir(are) bettersadakadanthanbir sadakaa charitypeşinden gelenfollowed [it]eziyet(by) hurtAllahAnd Allahzengindir(is) All-SufficienthalimdirAll-Forbearing
🇹🇷 2:263 Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır.
EyO youkimselerwhoiman edenlerbelieve[d]boşa çıkarmayın(Do) notboşa çıkarırrender in vainsadakalarınızıyour charitiesbaşa kakmaklawith reminders (of it)ve eziyet etmekleor [the] hurtgibilike the one whoinfak edenspendsmalınıhis wealthgösteriş için(to) be seeninsanlara(by) the peopleinanmayanand (does) notiman ederlerbelieveAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiret[the] Lastöylesinin durumuThen his examplebenzer ki(is) likeşu kayaya(that of a) smooth rocküzerinde bulunanupon ittoprak(is) dustona isabet etttiğindethen fell on itbir sağnak (yağmur)heavy rainonu bırakırthen left itsert bir taş halindebare(Böyleleri) elde edemezlerNotgüçleri yeterthey have controlhiçbironşeyanythingşeylerdenof whatkazandıklarıthey (have) earnedAllahAnd Allahdoğru yola iletmez(does) nothidayet ederguidetoplumunuthe peoplekafirler[the] disbelieving
🇹🇷 2:264 Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.